19 Haziran 1998 Cuma

Adıyaman ve yatırımlar

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 3. Yasama yılı 105. Birleşimi (19 Haziran 1998)

DEVLET BAKANI MEHMET SALİH YILDIRIM (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adıyaman Milletvekili Sayın Celal Topkan'ın gündemdışı konuşmasına yanıt vermek üzere huzurunuzdayım; hepinize saygılar sunuyorum.

Sayın Celal Topkan, yöre sorunlarını bilen ve bu sorunların çözümüne katkı sağlamak için özveriyle uğraş veren arkadaşlarımdan biridir; ancak, söylemlerinin bu çizgiyle bağdaştığını söylemem mümkün değil; kendisini muhalefette gören bir parlamenterin, öyle zannediyorum ki, seçmene ulaştırmak istediği iyi duygularını dile getirdi, bunun altını çizmek istiyorum.

Ben de, yöreden bir yurttaş, bir parlamenter ve Hükümet mensubu olarak, aktardığı sorunların, sıkıntıların çok büyük bir kısmına katılıyorum. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde sosyoekonomik sorunların derinliğini de biliyorum, boyutunu da biliyorum.

Biz, 55 inci Hükümet olarak, görevi devraldığımızdan bu yana, bugüne kadar çok az hükümetin ve hükümet mensubunun yaptığı bir politikayı sergiledik. Biz, enkaz edebiyatı yapmadık. Biz, bu olumsuzlukları hangi koşullarda devraldık demedik; ancak, bunların giderilmesi konusunda, olanakları, imkânları, mevzuatı yan yana koyarak, bunu yaşama geçirmeye çalıştık. Her şeyden önce, az şikâyet etmesi gereken kişilerden birisinin Sayın Topkan olması gerekiyor; çünkü, devletin, bu yıl, yatırım için en çok yer ayırdığı illerden biri Adıyaman'dır ve güneydoğu illeri arasında üçüncü sıradadır.

Özelleştirmeyle alakalı bir konudaki haklılığına işaret etmek istiyorum. Özelleştirme, Türkiye genelinde uygulanmaya çalışılan ve büyük ölçüde başarı sağlanan belki bir uygulama; ancak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki özelleştirmede göz önünde bulundurulması gerekli olan önemli bir husus var: Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin ekonomisinin esasını tarım oluşturur; tarımla alakalı sektörlerin öncelikli olarak özelleştirilmesinin, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki ekonomik olumsuzlukta önemli katkı payı var; buna katılırım; özelleştirme sıralamasının iyi düşünülmesinin çok yerinde olacağını düşünürüm; ancak, üretkenliğe hiç katkısı olmayan, performansı çok düşük, yüzde 7 ilâ en iyisi yüzde 27 arasında çalışan işletmeleri bu koşullarda taşıyın diyebilecek bir devlet sorumlusunu düşünmek mümkün değil; bunun, ne arkadaşımın düşündüğü politikalarla ne de partisinin ekonomik mantığıyla bağdaşacağını zannetmiyorum.

Konuşmanın tamamı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 3. Yasama yılı 105. Birleşimi (19 Haziran 1998) tutanakları içerisinde bulunabilir.

10 Haziran 1998 Çarşamba

Kadirli ilçesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 3. Yasama yılı 100. Birleşimi (10 Haziran 1998)

ALİ ŞAHİN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; gündemdışı konuşmamı, Kadirli ve Sumbas İlçelerimizin, Osmaniye veya Adana İlinden hangisine bağlanacağı konusunda uzun zamandır devam eden çekişmelere bir açıklık getirmek için yapacağım. Bu vesileyle, hepinize saygılar sunuyorum.

Kadirli İlçesi, Adana İlinin 4 büyük ilçesinden birisidir. Ekonomisiyle, kültürüyle, sosyal yapısıyla, Adana'ya bağlı, Adana'ya akımı olan bir ilçedir. Ne yazık ki, Osmaniye İlçemizdeki bir belediye başkanlığı seçimi nedeniyle, belediye başkanlığına endeksli olarak il yapma vaadi, "belediyeyi ver, il ol" şeklinde, zamanın hükümetinin ortaya attığı düşünce, Osmaniyelileri sevindirirken, Kadirlilileri üzmüştür.

Kadirli İlçesi, Osmaniye'ye bağlanmadan önce, 4200 sayılı Kanunla ikiye bölünmüştür. 19 köy bağlanarak, bir Sumbas İlçesi yaratılmış, aynı kanunla, Kadirli halkının düşüncesi, görüşü ve duygusuna hiç önem verilmeden, saygı duyulmadan, Osmaniye İline bağlanmıştır.

Biz, CHP olarak, Kadirli'nin ve Sumbas'ın Osmaniye veya Adana'ya bağlı oluşundan değil, halkın iradesine olan saygısızlıktan, ilgisizlikten yakınıyoruz. Kadirli halkı, bunun üzerine, haksızlığı gidermek için demokratik yöntem seçmiştir, referandum istemiştir. Belki on sefer, yirmi sefer, birkaç arabayla, yüzlerce Kadirlili Meclise taşınmıştır. Arkadaşlarımızın tamamı bunu biliyor.

Adana milletvekillerimiz, siyasî partilerimizin grup başkanvekilleri, genel başkanlarımız, Kadirlililerin haklı olduğunu, haklı taleple geldiğini, demokratik uygulama olan referandumu yapacaklarını söylemişler ve kanun teklifi vermişlerdir. Bu kanun teklifi İçişleri Komisyonunda görüşülmüş ve sonra bir alt komisyon oluşturularak, mahallinde, yani Kadirli ve Sumbas'ta inceleme yaptırılmıştır. Bu inceleme sonucu, alt komisyon, Kadirli'nin, Osmaniye veya Adana'ya bağlanması konusunda, ekonomik, sosyal, kültürel bakımdan, mutlaka, referandum yapılması gerektiğini, raporuyla saptamıştır. Bu rapordan sonra, İçişleri Komisyonumuz, vermiş olduğu kararla, Kadirli'de referandum yapılmasını, referandumdan çıkacak neticeye göre, hangi il lehine oluşmuşsa o ile bağlanmasını, başkaca bir işlem yapılmamasını, Yüce Kurula bir kanun teklifiyle getirmiştir. Bu aşamada, son sıralarda olan kanun teklifini öne almak için, Kadirlililer, yine, Ankara'ya yürümeye devam etmişler; çünkü, Komisyonda, bu teklif, aylarca beklemiştir; alt komisyona götürmek için çalmadık kapı bırakmamışlardır. Nihayet, yine, Kadirlililer, Ankara'ya gelerek bu kanun teklifini öne aldırmak için birtakım girişimde bulunmuşlar; tüm partilerimizin grup başkanvekilleri, bu iddiayı olumlu görerek, öncelikle görüşülmesi için, Başkanlık Divanında, Danışma Kurulunda karar almış, Kadirli ile ilgili teklif ön sırayı işgal etmiştir. Buna rağmen, tam görüşüleceği gün -bugünkü Hükümetin sık sık başvurduğu yöntem- arkadan gelen yeni kanunlarla, bu kanun teklifi, arka sıralara atılmıştır.

Konuşmanın tamamı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 3. Yasama yılı 100. Birleşimi (10 Haziran 1998) tutanakları içerisinde bulunabilir.

Blog Arşivi