23 Ekim 1997 Perşembe

Sivas'ta terör olayları

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 3. Yasama yılı 7. Birleşimi (23 Ekim 1997)

MAHMUT IŞIK (Sıvas) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; son günlerde, Sıvas ve çevresindeki terör âdeta konuşulmadan, Karadeniz'e tırmanmasıyla ilgili konu tartışılmaya başlandı. Sıvas'ta terör, yaklaşık olarak 1990-1991 yıllarında başladı. Özellikle, Çaltı Çayını takip eden terör hareketleri Divriği, İmranlı, Zara, Hafik İlçelerini, yaklaşık dört beş yıldan bu yana kasıp kavuruyor. Divriği'de, devletin İliç'e yol yapan araç ve gereçleri yakıldı; Divriği'de iki üç kez tren tarandı; Divriği demir madenleri imha edilmek istenildi; Divriği Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Başkanı Yönetim Kurulu üyesi götürülerek öldürüldü; Demiriz Köyü tarandı, 4'ü istasyon görevlisi olmak üzere 8 yurttaşımız katledildi; Selimiye Köyü tarandı, 9 yurttaşımız öldürüldü; Tuzlagözü Köyü tarandı 4 yurttaşımız öldürüldü; binlerce araç ve gereç yandı ve hâlâ da, gruplar, o bölgede faaliyete devam ediyor. Devlet, bununla ilgili olarak, Kars'ın Sarıkamış ilçesinden Divriği'ye bir seyyar alay getirdi; 40-50 kişilik bir grup bu bölgede imha edildi; daha sonra da, Merzifon'dan ve Tunceli'den bir alay getirildi; o bölge, tamamen, geçici birliklerle korunmaya başlandı. O birlikleri ziyaret ettim, 8 aydan bu yana, eş ve çocuklarıyla görüşmeden, subay ve assubayların görev yapmasını bekliyoruz. Şimdi ise, bir aydan beri, terör, Karadenize tırmanıyor -ki, o bölgeyi kullanarak tırmanıyor- Hükümet, bunun üzerinde ciddiyetle duruyor, olumlu bir gelişmedir.

Özellikle, Şebinkarahisar ile Suşehri'nin vilayet olması gündeme geldi; eğer, bu iki ilçe gerçekten vilayet olacaksa, doğrudur, bu karara katılıyoruz; ancak, Koyulhisar'la Divriği arasında 7 saatlik bir mesafe vardır; eğer, yalnız, Suşehri ile Şebinkarahisar'ı vilayet yaparsanız, Divriği'den Koyulhisar'a kadar olan ve Kızıldağ'ın Sıvas tarafındaki üçgenini oluşturan bölgeyi teröre terk etmiş olacaksınız. O nedenle de, bu bölgede, eğer, terörle ciddî bir şekilde mücadele edilmek isteniyorsa, bir defa, mutlaka, Divriği İlçesinin de vilayet yapılması, Suşehri'nin vilayet yapılması, Şebinkarahisar'ın vilayet yapılması şarttır; çünkü, Divriği'nin Sıvas'a uzaklığı 188 kilometredir, Suşehri'nin Sıvas'a uzaklığı da 145 kilometredir. Dört beş yıldan beri, bu bölgedeki terör olaylarını, bir yığın bağırıp çağırmamıza, yazıp çizmemize rağmen, dikkate almayacaksınız; ama, bir aydan beri üç ya da beş tane olay oluyor diye, hemen, Şebinkarahisar'ı birinci sıraya çıkaracaksınız ki, çıkarın; buna karşı da değiliz; ama, bu, bir haksızlık oluyor ve devlete olan güven azalıyor.

Ayrıca, vilayetleri, terör nedeniyle de yapmamak gerekir. Ben inanıyorum ki, Suşehri, Şebinkarahisar ve Divriği vilayet olduğunda o bölgedeki göçler duracak ve mutlaka, o bölgede bir ekonomik kalkınma başlayacaktır; çünkü, Sıvas, Türkiye'nin en büyük illerinden bir tanesidir; büyüklük bakımından ikinci sıradadır; dağlıktır; 1 250 tane köyü var. Bir vali ve tüm idarî mekanizmalar Sıvas'a yetmemektedir. O nedenle de, ben öyle sanıyorum ki, eğer, Divriği, Suşehri ve Şebinkarahisar il olursa, kurulacak organize sanayi bölgeleriyle, bu bölgelerden dışarıya gitmiş işadamlarının gelip bu bölgede birikimlerini yeni baştan sanayileşmeye dönüştürmeleriyle, bölgede birinci derecedeki işsizlik azalacaktır. Terörle mücadele etmenin birinci sorunu olara, ekonomiyi birinci sıraya almamız gerekir. Eğer, Suşehri ve Divriği -Sıvas'ın ilçeleri olarak söylüyorum- il olursa, Sıvas'ta, resmen, merkezle bu yeni il olan kazalar arasında bir sanayi rekabeti yaşanacaktır. Bunun için de Sıvas'ın mutlaka idarî anlamda bölünmesi gerekmektedir. Şimdi, siz, Suşehri'ni ve Şebinkarahisar'ı vilayet yaptığınızda, oraya kalıcı tugaylar, sanayi siteleri, organize sanayi bölgeleri götüreceksiniz; ama, esas, terörün içinde dört beş yıldan bu yana kıvranan Divriği'ye hiçbir şey yapmayacaksınız ve orayı göçe, orayı teröre terk edeceksiniz. Bunu halka izah edebilir miyiz? Elbette edemeyiz...

Konuşmanın tamamı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 3. Yasama yılı 7. Birleşimi (23 Ekim 1997) tutanakları içerisinde bulunabilir.

16 Ekim 1997 Perşembe

Meclis cumhuriyetin en büyük yapıtıdır

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 3. Yasama yılı 4. Birleşimi (16 Ekim 1997)

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANI HİKMET ÇETİN (Gaziantep) – Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri, saygıdeğer arkadaşlarım; Yüce Meclisimize Başkan seçerek yüklediğiniz görev ve sorumluluk, bana onur vermiştir. Tüm arkadaşlarıma, en içten duygularımla şükranlarımı ve teşekkürlerimi sunuyorum.

Bu onurlu görevi yerine getirirken, her an sorumluluğumun bilinci içerisinde olacağım. Tek güvencem, Yüce Ulusumuzun seçilmiş temsilcileri siz değerli arkadaşlarım olacaksınız.

Bu Meclis, dünyada örneği olmayan büyük bir Meclistir. Kurtuluş Savaşı sırasında düzenli ordu kurmuş ve Kurtuluş Savaşını yönetmiş bir Meclistir. Bu Meclis, laik, çağdaş cumhuriyetin, demokrasinin, ulusal egemenliğin en büyük yapıtıdır. Demokrasimizin tek dayanağı olan Yüce Meclisimizi korumada ve yüceltmede, hep birlikte ve bu yönde bana düşen her görevi özenle ve sorumlulukla yerine getirmekle yükümlü olduğumun bilinci içerisindeyim.

Değerli arkadaşlarım, Atatürk'ün belirttiği gibi, milletimizin en yüksek ve feyizli hazinesi, Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Anayasamıza, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğüne, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ilkelerine ve hukukun üstünlüğüne sonuna kadar bağlı kalacağım. Siz milletvekili arkadaşlarıma, eşitlikle, huzurlu, sıkıntısız, ayrıcalıksız ve özgürce bir çalışma ortamı yaratmak ve bunu sürdürmek kararlılığındayım.

Sayın milletvekilleri, Türkiye'nin gündeminde, Meclisimizin önünde çözüm bekleyen sorunlar, önemli konular var. Ulusumuzun, toplumumuzun ve demokrasimizin umudu, Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Bu üstün irade istencine, "egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir" ülküsüne layık bir Meclis olarak başarılara ulaşacağımıza içtenlikle inanıyorum. Bütün iç ve dış sorunlarımızın en önemli çözüm odağı, Türkiye Büyük Millet Meclisidir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi, geçmişte olduğu gibi günümüzde de, büyük bir şevkle, Mustafa Kemal Atatürk'ün izinde ve üstün bir vatanseverlik anlayışıyla, her görevin üstesinden gelecektir.

Tüm arkadaşlarıma, başarı ve sağlık dileklerimi iletiyorum; teşekkürlerimi yineleyerek, saygılarımı sunuyorum.

Konuşmanın tamamı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 3. Yasama yılı 4. Birleşimi (16 Ekim 1997) tutanakları içerisinde bulunabilir.

Blog Arşivi