14 Mayıs 1997 Çarşamba

Dünya Çiftçiler Günü

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 2. Yasama yılı 93. Birleşimi (14 Mayıs 1997)

H. AVNİ KABAOĞLU (Rize) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 14 Mayıs, Dünya Çiftçiler Günüdür. Türkiye'de, nüfusumuzun yüzde 40-45'i çiftçilikle uğraşmaktadır. Çiftçilerimize Allah'tan bol ürün dileyerek, sözlerime, saygı ve sevgiyle başlamak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, Doğu Karadenizin büyük bir bölümünü ilgilendiren çay ürünü hakkında size bilgi sunmak ve Hükümetten çayla ilgili bazı isteklerde bulunmak için huzurunuzdayım.

Değerli arkadaşlar, çay bitkisi, Doğu Karadeniz kıyı bölgesinde, yüksekliği bin metreye kadar, 30 kilometre derinlikli bir alanda yetişmektedir. Sarp Sınır Kapısından Ordu il sınırına kadarki kıyı şeridinde, daha fazla çay tarımıyla uğraşılmaktadır. Çay üretimi, 1938 yılından itibaren, bölgede tek geçim kaynağı durumundadır. Doğu Karadeniz Bölgesinde yaşayan insanlarımızın geçimini sağlamak üzere, çay üretimi, Türkiye'de, cumhuriyetin ilk yıllarından beri, elli yılı aşkın bir sürede önemli gelişmeler göstermiştir.

Günümüzde, 767 bin dekar arazi üzerinde 201 500 çiftçi ailesi çay tarımıyla uğraşmaktadır. 4.12.1984 tarihinde çıkarılan 3092 sayılı Yasayla çay tekeli kaldırılmış; kırkdört yıl sonra, çay tarım işlemesi ve satışı serbest bırakılarak, sektör, serbest rekabete açılmıştır.

Doğu Karadeniz Bölgesinde, hem ekonomik hem sosyal hem de istihdam açısından, çay sektörü önemli olmaktadır ve bu önemi halen korumaktadır.

Değerli milletvekilleri, çay üretimi ve sanayii, bölgenin tek geçim kaynağıdır. Bölge insanı, çay bahçesine, kendi evladına bakarcasına bakmaktadır; çünkü, başka geçim kaynağı yoktur. Hayvancılık yoktur, portakal, mandalina bahçeleri, yerlerini, hemen hemen çay üretimine terk etmiştir. Çay işçilerinin çoğunun da sigortası yoktur.

Değerli arkadaşlar, çayı, büyüdüğü zaman, hemen toplamak ve çay fabrikasına teslim etmek lazım; yağmur olsun çamur olsun, çay bitkisi beklemez; işçiler, her türlü hava şartlarında, bu hasatı toplayıp bir an önce çay işleme merkezlerine götürmek mecburiyetindedirler. Dolayısıyla, bölgede yaşayan vatandaşlarımızın hemen hemen hepsi romatizmalı durumdadırlar.

Bağ-Kur tarım sigortası, bölge insanına yeterli faydayı sağlamamaktadır. Bu nedenle, bölge insanımız, sosyal güvenlik şemsiyesinden yeterli ölçüde faydalanamamaktadır. Üstelik, Bağ-Kur, çay üreticisinden, ödeyemeyeceği miktarda prim almaktadır. Çiftçi, çoğu primleri ödeyememektedir ve hacizle karşı karşıya durumdadır. Hükümetin, daha fazla karışıklıklara meydan vermemek ve ezilen çiftçimizin haklarını korumak için, Bağ-Kur'a el atması gerekmektedir.

Değerli arkadaşlar, diğer taraftan, eğer bu sene çay fabrikasına yeni işçi alınacak ise, işçilerin istihdamında adaletli davranılmasına, hiç olmazsa kura sistemi uygulanarak spekülasyonların önlenmesine Hükümetin dikkatini çekmek isterim.

Değerli arkadaşlarım, çay üretiminde bulunan çiftçilerimize reva görülen çay fiyatları, normal şartlar altında, çiftçilerimizin geçimini sağlayabilecek durumda değildir. Yüzde 100'lere varan enflasyon karşısında, yaş çay yaprağına verilen fiyatlar, hiçbir zaman yeterli olmamıştır. Bu azgın enflasyon karşısında, çiftçilerimiz, altı yıl önceki yaşamını arar hale gelmiştir. Özellikle Rize'de, fakirleşme, önemli ölçüde hissedilmektedir. Bundan dolayı da, Rize'den göçler, hızlı bir şekilde başlamıştır; Rize'nin nüfusu, azalmaya devam etmektedir.

Bölgenin sosyoekonomik çöküntüsünü önlemek için, çay destekleme politikasının iyileştirilmesi kaçınılmazdır.

Konuşmanın tamamı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 2. Yasama yılı 93. Birleşimi (14 Mayıs 1997) tutanakları içerisinde bulunabilir.

Blog Arşivi