26 Mart 1997 Çarşamba

Muhtarlık kurumu

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 2. Yasama yılı 73. Birleşimi (26 Mart 1997)

ABDULBAKİ GÖKÇEL (İçel) – Sayın Başkan, değerli milletvekileri; Türkiye’deki tüm muhtarların sorunlarını arz etmek üzere, gündemdışı söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Bu konuşmamı, buradan, muhtarlarımıza bir mesaj olsun diye değil, uzun yıllar muhtarlık yapmış, il genel meclisi üyeliği görevinde bulunmuş birisi ve şimdi de bir milletvekili olarak, muhtarlık kurumunun sorunlarını Türkiye Büyük Millet Meclisinde dile getirmeyi, üzerime düşen bir görev saydığım için yapıyorum ve mutlaka çözümlenmesi gereken bu sorunlara bir çözüm getirileceğine inanıyor, Yüce Meclisin desteğini bekliyorum. (DSP ve RP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi, muhtar kavramı, muhtariyet -yani özerklik- anlamını içerir; ancak, günümüzün demokratik platformunda, özerklik ifade eden bir muhtarlık anlayışı, maalesef, söz konusu değildir. Günümüzde, muhtarlık kurumu, dinamizmi olmayan, günümüzün özlem ve taleplerine cevap veremeyen bir konumdadır. Devlet ile halk arasında birinci derecede köprü olan muhtarlık kurumu, yerel yönetimlerin temel birimini oluşturması açısından taşıdığı öneme karşın, bugün, yapılan yanlışlıklar sonucu, zorluklar yaşamakta ve çok doğaldır ki, bu zorlukları, direkt olarak halka yansıtmak zorunda kalmaktadır.

Kurumun sorunlarının tespiti, teşhisi ve tedavisi, ülkemizdeki demokratik anlayışın sağlıklı gelişmesi için çok önemlidir. Seçim ve seçmen ilişkisinin ilk muhatabı olan muhtarın daha fonksiyonel olabilmesi bakımından, yıllardır ihmal edilmiş olan muhtarlarımızın bu sorunlarına, bizler, mutlaka sahip çıkmalıyız; çünkü, muhtar, demokrasinin temel taşıdır. Her görüşe mensup insanların oylarını alarak binlerce insanı temsil ederler. Muhtarlarımıza verilmeyen değer, dolayısıyla halkımıza verilmemiş olur.

Büyük Önder Atatürk’ün çağdaş Türkiye’sinde, ne yazık ki, yerel yönetim bazında, özellikle muhtarlık makamında yaşanan sorunların giderilmesi için, yapılan önerilere sırtların dönülmesiyle karşılaşılmaktadır. Bu sorunlara çözümler getirilmedikçe, halkımızın problemlerinin her geçen gün daha da artacağı bir gerçektir.

Türkiye’de, şu anda, 36 bini köy, 14 bini mahalle olmak üzere 50 bin muhtarımız, büyük bir özveriyle görevlerini yapmaktadırlar; hem de aylık 6 milyon 630 bin liralık maaşlarına karşın. 2108 sayılı Muhtar Ödenek ve Sosyal Güvenlik Yasası, günün koşullarına göre yeniden düzenlenmeli, ödeneğin, asgarî işçi ücretlerinden az olmaması sağlanmalıdır.

Muhtarlarımızın görevlerini devlete yaraşır yerlerde sürdürebilmeleri için mutlaka muhtarlık büroları sağlanmalıdır. Muhtarlık bürolarının giderlerinin de karşılanabilmesi dikkate alınarak, muhtarlar tarafından tahsil edilen harçların kendilerine bırakılması ya da harçların tahsili için kolaylıklar sağlayan, var olan yasalar iyileştirilmelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mahalle muhtarlarımız, belediye meclislerinde, kendi mahallesini temsilen oturuma katılmalı, bölgesiyle ilgili kararlarda oy sahibi olmalıdır; bir nevi belediye meclis üyeliği sıfatı verilmelidir. Görev alanı köyler olan il genel meclisinde, her muhtar, her ilçeden kendi aralarında seçecekleri bir muhtarla temsil edilmelidir. İl genel meclisinde muhtarın olmayışı, köyler için alınan kararlar açısından büyük bir eksikliktir.

Konuşmanın tamamı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 2. Yasama yılı 73. Birleşimi (26 Mart 1997) tutanakları içerisinde bulunabilir.

Blog Arşivi