18 Şubat 1997 Salı

Tansu Çiller hakkında meclis soruşturması

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 2. Yasama yılı 57. Birleşimi (18 Şubat 1997)

MUSTAFA BAHRİ KİBAR (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, bu Yüce Meclis çatısı altında Meclis soruşturması açılması konusundaki imza sahiplerinin “yalı çetesi”, “eski, sabık Başbakan” ve “ekip” diye adlandırdıkları Sayın Tansu Çiller hakkında vermiş oldukları Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergedeki iddialarını ve bu iddialarını dile getirirken neler söylediklerini, daha sonra, komisyonlardaki tutumlarını; kısacası, çifte standartlarını ve bu konulardaki kişisel görüşlerimi sizlere arz etmek üzere, huzurlarınızda söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclise en derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sağır sultanın bile duyduğu malum olayları, burada, zaman darlığı nedeniyle, tekrarlamak istemiyorum; ancak, TEDAŞ Teftiş Kurulunun bu konuyla ilgili hazırlamış olduğu 25.12.1995 tarihindeki gizli raporuna değinmek istiyorum. Sözü edilen bu raporda, aşağıdaki hususlar açık bir şekilde belirtilmiştir: Komisyonlarda yolsuzluk yapılmıştır; bazı firmalar sahte belge kullanmışlardır; bazı firmalar da özellikle korunmuşlardır.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, önerge sahiplerinden birinci imza sahibi olan bugünkü Adalet Bakanı Sayın Kazan, bu önergenin Meclis Genel Kurulunda tartışılması sırasında bakın neler söylemiştir: “Yalı çetesi olarak adlandırılan bir ekibin, Sayın Tansu Çiller vasıtasıyla, ülkenin en büyük yatırımlarını yürüten TEK ile ilgili 10 trilyon liralık bir ihalenin önceden belirlenen firmalara, çok kârlı fiyatlarla verilmesini sağlamak ve bu maksada ulaşabilmek için, Başbakanın etkisiyle, her türlü kanunî icapları hiçe sayarak, gerektiğinde bakanları, genel müdürleri değiştirerek, usullere, nizamlara aykırı olarak, devleti bir çiftlik gibi kullanması olayıdır.”

Yine, iddia sahiplerinin önergelerinde şöyle denilmektedir: “Böylece, olayların meydana getirdiği her türlü zorluğa rağmen, ekip, eski Başbakan Sayın Çiller'in her kademedeki müdahalesi, takibi, sevk ve idaresi sayesinde planını uygulama imkânını bulmuştur. Eldeki delil ve vesikalarıyla, her türlü kanun ve nizamın çiğnenmesi suretiyle gerçekleştirilen bu misal, ekibin, yalı çetesinin, Başbakan Sayın Tansu Çiller'in himayesiyle, geçtiğimiz dönemde gerçekleştirdikleri pek çok uygulamasından sadece birini göstermektedir.

Yukarıdaki özet açıklamalarımızdan da açıkça görüldüğü gibi, Sayın Başbakan, Sayın Tansu Çiller, devletin en büyük yatırımcı kuruluşlarına büyük kârlı ihaleler tanzim ettirip, bunların, her türlü kanunsuz davranışlar pahasına da olsa, belli firmalara verilmesini sağlamak; bu yolsuzlukları önlemek isteyen genel müdürü görevden uzaklaştırmak; kendisine vaki yolsuzluk ihbarlarının Başbakanlık Teftiş Kurulunca incelenmesini engellemek; TEDAŞ Teftiş Kurulu raporlarındaki açık tespitlere rağmen, ihaleleri, ne pahasına olursa olsun, yürürlüğe koydurtmak suretiyle görevini kötüye kullanmış ve devleti büyük zarara sokmuş” denilmektedir.

Değerli milletvekilleri, Sayın Kazan'ın, önergedeki ve Genel Kuruldaki “yalı çetesi”, “ekip” ve “sabık Başbakan” diye isimlendirdiği Sayın Tansu Çiller ve ailesi hakkındaki sözlerine bakınız: “Önce, sadece biz Refah Partili milletvekilleri değil, tüm kamuoyu, bu tür devlet ihalelerinde, kontrolün, konutta, Özer Çiller tarafından yapıldığına ve yönlendirildiğine kani olur hale gelmişizdir. Eski Başbakan Çiller'in en büyük hatası, eşinin, devlet işlerine, özellikle tayin ve ihalelere müdahale hırsını engelleyememesi olmuştur; ama, bu zafiyet, bugünkü sonuçları doğurmuştur ve bu hususta tanıklar da var, hep Özer Beyi konuşuyorlar. Eski Başbakan Sayın Çiller'in bu olaydan tamamen haberi vardır ve bu ihaleler, yukarıdan, konuttan yönlendirilmiştir.” Burası çok önemlidir değerli arkadaşlarım. Sayın Kazan “bunda en ufak bir şühpemiz olsaydı, verdiğimiz bu önergeyi 20 gün geciktikten sonra geri alırdık. Bu hususta tanıklar da var, hep Özer Beyi konuşuyorlar. Bunlar, isimlerini ancak Komisyona verebileceğimiz tanıklardır” dedikten sonra, önergelerinin isabetli ve haklı olduğuna inanıyorlar ve Yüce Meclisten, bu önergenin kabulü lehinde oy istiyorlar.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, burada, bir hususu da parantez içinde vermek istiyorum. Bakınız, Sayın Kazan, bu önergeyi hazırlarken hukukçu milletvekilleriyle olayın detaylarını tartışıyorlar ve bu konuda önerge hazırlıyorlar ve nihayet oylama gerçekleşiyor ve o zaman istedikleri oluyor.

Değerli arkadaşlarım, gelin görün ki, muhalefette iken farklı düşüncede, iktidarda iken farklı eylemlerde olan önerge sahiplerinin bu davranışları ve ellerinde belge, bilgi ve kesin kanıtlar olduğunu iddia eden şimdiki Sayın Bakanın, ellerindeki belge ve bilgileri Meclis Başkanlığına ve TEDAŞ Komisyonuna vermeyişleri, bizleri, Meclisi yanıltarak soruşturma açtırdıkları veya Refah Partisi ile Doğru Yol Partisi ortak hükümet kurduktan sonra belgeleri sakladığı yönünde düşünceye sevk etmiştir. Hal gerçekten böyle ise, birinci durumda siyasî, ikinci durumda ise cezaî sorumlulukları söz konusudur.

Değerli arkadaşlarım, üstüne üstlük, bir de, bu önerge hazırlanırken, hukukçu milletvekillerinden özel bir komisyon kurarak her şeyi incelediklerini beyan eden, Sayın Kazan ve önerge sahipleri.

Konuşmanın tamamı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 2. Yasama yılı 57. Birleşimi (18 Şubat 1997) tutanakları içerisinde bulunabilir.

Blog Arşivi