06 Temmuz 1996 Cumartesi

Türkiye, tarihinin en ağır borç ve faiz yükü altında.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 1. Yasama yılı 72. Birleşimi (6 Temmuz 1996)

CHP GRUBU ADINA DENİZ BAYKAL (Antalya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yeni bir Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin kuruluşu vesilesiyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, Hükümet Programı üzerinde görüşme yapıyoruz. Bu görüşmelerde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun düşüncelerini ve değerlendirmelerini size sunmak üzere kürsüdeyim; bu vesileyle Sayın Başkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisinin sayın üyelerini ve sevgili yurttaşlarımızı içten saygılarla selamlıyorum.

Bu Hükümet görüşmesinin, bugüne kadar gerçekleştirilmiş, daha önceki 53 hükümetin görüşmesinden çok farklı yönleri olduğu açıkça gözüküyor. Türkiye Cumhuriyetinin bugüne kadar kurduğu 54 hükümet içinde, bugün görüşmesini yapmakta olduğumuz Hükümetin, kendine özgü yönleri, nitelikleri olduğu, toplumumuzun bir genel değerlendirmesi olarak önümüzde duruyor. Önemli bir görev yapmaya mecburuz. Öyle zannediyorum ki, bu görüşme öncesi, siyasal partilerde yaşanan tartışmaların, alınan önemli kararların da gösterdiği gibi, herkesin yüreğinde tarihsel önemi olan, çok büyük gelişmelere yol açabilecek ve çok sık karşı karşıya kalmadığımız türden önemli tercihlere yol açabilecek bir karar olduğu, bir görüşme yapıldığı anlaşılıyor; bunda şaşılacak fazla bir şey de yoktur. Türkiye’ye dışarıdan kısaca bakılacak olursa, öyle zannediyorum ki, içinde bulunduğumuz tablonun önemi çok açıkça ortaya çıkar.

Türkiye, bir yandan yaşamının en bunalımlı döneminin içine girmiş gibi gözüküyor; ekonomik yaşamımız, toplumsal yaşamımız gerçek bir kriz görüntüsünün tablolarını sergiliyor. Türkiye, tarihinin en ağır borç ve faiz yükü altında, ekonomisi kendi ayakları üzerinde duramayan bir noktaya gelmiş gözüküyor. Türkiye’nin toplumsal yaşamında, demokratik rejiminde, görmeye pek alışık olmadığımız sıkıntılar giderek artan ölçülerde ortaya çıkıyor. Dış ilişkilerimiz kaygı verici bir doğrultuda hızla gelişiyor. Türkiye’nin ağır bir bunalımın içine doğru sürüklenmekte olduğu çok açıkça gözüküyor. Ne yazık ki, bu bunalım denetim altına almaya dönük şans yeterince kullanılamadığı için, sorun, her geçen gün daha da derinleşerek, yoğunlaşarak önümüzde duruyor. Genel seçimden çıkmış bir Parlamento, henüz güven verici bir hükümet oluşumu çalışmasını bile noktalayamamış bir durumda gözüküyor. Seçimlerden bu yana altı ayı aşkın bir süre geçti; ama, hâlâ önümüzde bir Hükümet yok. Bir Hükümet kurduk, bu Hükümet, cumhuriyet tarihinin en kısa ömürlü Hükümeti olarak tarihe geçti. Şimdi, yeni bir hükümet arıyoruz. Bu hükümeti ararken vicdanlar bölünmüş, duygular çapraşıklaşmış, Türkiye, ciddî bir sıkıntı içinde, bir hükümet mi çıkarıyor, sorunları çözecek yeni bir çıkış yolu mu arıyor, belirsiz bir noktada gözüküyor. Türkiye, içinde bulunduğumuz dönemde, ciddî bir sahipsizlik ortamını sergiliyor. Güncel sorunlar, boşlukta, sahipsiz, bir süreden beri duruyor. Irak petrol boru hattı, siyasal sorunları çözüldüğü halde, Türkiye için olağanüstü önemli bir konu olmasına rağmen, hâlâ çözülememiş bir durumda olmaya devam ediyor; çünkü, Türkiye sahipsiz.

İhracat, ilk kez, uzun yıllardan beri, bir tıkanma işareti veriyor. Genel ihracat, haziran ayında yüzde 12 geriliyor. İhracatımızın en önemli kalemi tekstil ve konfeksiyon yüzde 26’lık bir gerilemeyi ortaya koyuyor. İthalat rakamları altı aydan beri yayımlanamıyor. Türkiye’nin altı aydan beri ekonomik durumunu izlemesine yardımcı olacak temel veriler, ne yazık ki, ortalıkta yok; ne iktisatçılarımız ne karar alıcılarımız bu konularda bir değerlendirme yapma şansına sahipler.

Avrupa ile ilişkilerimiz boşlukta kalmış, alınması gereken kararlar alınamamış, gerekli düzenlemeler yapılamamış ve Türkiye bir sıkıntılı noktaya doğru hızla sürüklenir noktada. Mafya-siyaset-devlet ilişkileri, tarihimizin hiçbir döneminde yaşanmamış düzeyde çarpıcı örnekleriyle ortaya çıkıyor; ama, bir süre sonra bu olayların gerçek niteliğinin gerektirdiği soruşturma, araştırma anlayışının ortadan kalktığına tanık oluyoruz ve sıradan bir adlî olay, bir zabıta olayı konumunda, bu konu da kamuoyunun dikkatinden giderek uzaklaşıyor.
Enerji sıkıntısı Türkiye’nin önünde.

Türkiye’de, terör, her geçen gün can yakmaya devam ediyor; bugün, daha biraz önce, iki askerimizin Erzincan’da şehit edildiği haberini aldık. Türk Bayrağı indiriliyor; sokaklardaki gösterilerle, çeşitli girişimlerin -etkin olmayan güvenlik uygulamaları sonucunda- ölçüsünü taşırmasıyla, ülkemiz, dünyada, giderek saygınlıktan uzaklaşan bir rejim görüntüsü içerisine sürükleniyor. Böyle bir tablonun içerisindeyiz.

Konuşmanın tamamı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 1. Yasama yılı 72. Birleşimi (6 Temmuz 1996) tutanakları içerisinde bulunabilir.

Blog Arşivi