21 Mayıs 1996 Salı

Türkiye bütün Türk cumhuriyetlerini ilk tanıyan ülkedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 1. Yasama yılı 54. Birleşimi (21 Mayıs 1996)

DEVLET BAKANI AYVAZ GÖKDEMİR (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Cumhurbaşkanımızın 7-9 Mayıs 1996 tarihlerinde gerçekleştirdikleri ve Kültür Bakanı Sayın Güner, Çevre Bakanı Sayın Taşar ile birlikte benim de şahsen iştirak ettiğim, Parlamentoda grubu bulunan partilerimizin temsil edildiği resmî Özbekistan ziyaretiyle ilgili olarak Yüce Meclise bilgi vermek amacıyla huzurlarınıza gelmiş bulunuyorum.

Sovyetler Birliğinin 1991 yılı sonunda dağılmasıyla bağımsızlıklarını kazanan Türk cumhuriyetleri başta olmak üzere, bütün eski Sovyet cumhuriyetleriyle iyi ve dostane ilişkiler geliştirmek, Türkiye’nin dış politikasının önemli bir boyutunu teşkil etmektedir. Gerçekten de Türkiye, bütün Türk cumhuriyetlerini ilk tanıyan ve buralarda ilk büyükelçilik açan ülke olmuştur; öyle olması gerekiyordu, Türkiye de bu gereği hiç gecikmeden yerine getirmiştir. Evvelce, Orta Asya gerçeği karşısında süratle politika belirleyen ve bu politikasını etkinlikle uygulayan ülkemizin 5 Orta Asya cumhuriyetiyle ilişkilerinde -1 Kafkasya, 4 Orta Asya cumhuriyetiyle- bugün, ulaşmış olduğu noktayı ifade etmek amacıyla, bazı hususları burada zikretmek istiyorum.

Türkiye’nin Orta Asya cumhuriyetleriyle ticareti dörtbuçuk yıl öncesinin sıfır noktasından, 1995 yılı sonu itibariyle 662 milyon dolar seviyesine ulaşmıştır. 5 kardeş ülkede, sayıları yüzlerle ifade edilen Türk firması faaliyettedir. Bu firmalarımızın üstlendikleri veya yürütmekte oldukları yatırım ve müteahhitlik projelerinin toplam bedeli 4,5 milyar dolardan fazladır. Kardeş cumhuriyetlere 1992 yılından bu yana, 1 milyar dolarlık Eximbank kredisi açılmıştır. Bu kredilerin kullanılması sürmektedir. Bir örnek olsun diye arz ediyorum; Özbekistan ve Kırgızistan’a hibe olarak, yaklaşık 150 milyon dolarlık gıda maddesi sevk edilmiş ve başka kalemlerde karşılaştığımız talepleri de, Türkiye’nin imkânları ölçüsünde ve azamî seviyede karşılanmıştır. 7 bini aşkın Orta Asyalı öğrenci, Hükümetimizin burslusu olarak halen Türkiye’de eğitim görmektedir. 200 civarında Türk öğrenci de, Orta Asya’daki kardeş cumhuriyetlerde öğrenimlerini sürdürmektedirler. Aynı şekilde, yüzlerce öğrencimiz ve Orta Asyalı genç, özel öğrenci statüsünde eğitimlerine devam etmektedirler. Türkiye’nin bu âlemle münasebetlerinde en hayatî projesi, bu öğrenci projesidir.

Millî Eğitim Bakanlığımız, Orta Asya bölgesinde 11 okul, 2 Türkiye Türkçesi eğitim merkezi ve 2 Türk sınıfı açmıştır. Türk özel kuruluşlarınca da, bölgede, 80’in üzerinde okul açılmıştır. Devletimiz ve özel sektörümüzce açılan bu okullarda 5 bin civarında genç, kendi anadillerini, Türkiye Türkçesini, İngilizceyi öğrenerek, yüksek seviyede bir eğitim görmektedirler. Bütün bu rakamların ifade ettiği gibi, Türkiye’nin Orta Asya’daki kardeş cumhuriyetlerle ilişkileri son derece yüksek bir düzeyde seyretmektedir. Kardeş ülkeler, her geçen gün daha kuvvetli ve kendilerine daha yeterli hale gelmektedirler. Türkiye, bu ülkelerin milletlerarası zeminlere çıkmaları, milletlerarası süreçlerde yer almalar hususunda, kendine düşeni yapmıştır. Bu âlemin dünyayla muhaberesini, Türkiye, hibe olarak temin etmiştir.

Yakın bağlara sahip olduğumuz ülkelerle ilişkilerimizi her alanda daha ileriye götürmek için her türlü gayret sarf edilmektedir. Bu devletlerle aramızdaki ziyaret ve temas trafiğinin kesafeti ve seviyesi, varılmış olan tatminkâr seviyenin önemli bir göstergesidir. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son ziyaret, zor dünya ve bölge şartları altında, hem bir dayanışmaya hem yeni bir işbirliği hamlesinin hazırlanmasına imkân vermiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Özbekistan Cumhurbaşkanı Sayın İslam Kerimov tarafından, ziyaret esnasında, 8 Mayıs 1996 günü imzalanan Türkiye ile Özbekistan arasında Ebedî Dostluk ve İşbirliği Anlaşması, ruhu itibariyle, iki ülke arasındaki ilişkilerin ve işbirliğinin hukukî temelini ve çerçevesini çizmektedir. Anlaşma, iki ülke arasında, 1991 yılında Özbekistan’ın bağımsızlığını kazandığı günlerde imzalanan ve bugün için güncelliğini yitirmiş sayabileceğimiz Türkiye ile Özbekistan arasındaki ilişkilerin ilke ve amaçları hakkındaki anlaşmanın yerini almıştır. Önemi dolayısıyla bir model oluşturmasını arzuladığımız yeni anlaşmada yer alan hususlardan bazılarını zikretmek istiyorum: İki ülke, ilişkilerini, işbirliği ve karşılıklı güven temellerine dayandıracaklar; birbirlerinin bağımsızlığına, egemenliğine, toprak bütünlüğüne, içişlerine saygı, hak eşitliği ve ortak yarar ilkelerine dayalı olarak her alanda ilişkilerini geliştireceklerdir. Taraflar, topraklarının, diğerine karşı düşmanca amaçlarla kullanılmasına izin vermeyecekler; aralarındaki işbirliğini, özellikle, bağımsızlık ve egemenliklerine yönelebilecek tehditlerin önlenmesi ve bağımsız siyasetlerinin yürütülmesi ve toprak bütünlüğünün korunmasına çok yönlü destek vermek suretiyle gerçekleştireceklerdir. İki ülke, aralarındaki ekonomik, ticarî, ilmî, teknolojik ve çevre alanlarındaki işbirliklerini uzun vadeli bir perspektifle geliştirme kararı almışlardır. Bu amaçla, mal, hizmetler ve sermayenin iki ülke arasında geniş ve etkin dolaşımına tedricen geçiş için imkânları araştıracaklar; ayrıca, ikili ve çok taraflı ortak yatırım projelerini destekleyeceklerdir. Türkiye ve Özbekistan, diplomatlarının ve işadamlarının seyahatleri için vize işlemlerini karşılıklı olarak basitleştireceklerdir. İki kardeş ülke, başta Parlamentoları olmak üzere, bölgeleri, kentleri, yerel organları ve yerel yönetimleri arasındaki temasları ve işbirliğini teşvik edeceklerdir. Her türlü teröre kesinlikle karşı olan taraflar, örgütlenmiş suçlara ve kaçakçılığa karşı mücadelede samimi işbirliği yapacaklardır.

Konuşmanın tamamı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 1. Yasama yılı 54. Birleşimi (21 Mayıs 1996 tutanakları içerisinde bulunabilir.

Blog Arşivi